Strateji Oyunları

Doğru kararlar, mutlu oyuncular! Oyuncular bizleriz; oyun alanımız da hayatın ta kendisi. Ev sahnesinde ailemiz, işyerinde çalışanlar, şirketlerde rakipler, ülkelerde komşu devletler, hepimiz binlerce sahnede milyonlarca farklı oyunda rol alıyoruz. Karar veriyoruz, adım atıyoruz, geri çekiliyoruz, pasif kalıyoruz, çıkıp gidiyoruz, susuyoruz, ileri atılıyoruz.

Bitmedi.

Yol ayrımlarında kalıyoruz, karşılıklı menfaatlerimizi gözetip optimum noktada buluşuyoruz, uzlaşacak mıyız çatışacak mıyız buna karar veriyoruz, bazen "zararın neresinden dönsek kardır" diyoruz, bazen de gemileri yakıp savaş açıyoruz. Sürekli bir devinim halindeyiz. Aslında koşullara göre bitmek bilmeyen bir dans bu devinimin adı.

Peki neden? En doğru kararları vermek için, kazancımızı azami seviyede tutarken kaybı asgaride bekletebilmek için. Peki nasıl yapıyoruz? Strateji ile. Stratejik düşünüyoruz, stratejik planlama yapıyoruz, stratejik kararlar verip stratejik aksiyonlar alıyoruz. Bu kitap da, kendisine rehber olarak stratejik kararlar bilimi olan "Oyun Teorisi"ni seçen, oyuncuların en doğru kararları almalarını amaçlayan Strateji Oyunları.

www.pexels.com


Zamanında üniversitede stratejik yönetim dersinin sınavından "10" almış (evet, yüz üzerinden) biri olarak benim strateji konusu ile ilgili yorumlarıma şüpheyle yaklaşabilirsiniz; bu korkuyla ben de bu yazıyı farklı bir şekilde ele almaya karar verdim. Kitabın içinden iki konu seçip yorum yapıp fikir beyan etmeden, karşı çıkmadan, soru sormadan tamamen kitaba sadık kalacağım ki okuduğunuz şey sizde "Acaba?" hissi uyandırmasın. Ben stratejimi bu şekilde tasarladım; doğru ise ne mutlu bana, yanlış ise bu paragrafın başından beri hikayemi zaten biliyorsunuz...

Stratejiler dansında karşılıklı uyum

Karşılıklı stratejik hamlelerdeki dans benzetmesinin bana ait olduğunu düşündüyseniz, öncelikle o yanlış anlaşılmayı bir düzeltelim - kitaba sadık kalacağımı söylemiştim. 
Stratejiler adeta birbirleriyle dans ederler. En az iki kişinin dansı, nasıl figürlerin karşılıklı uyumu ile ortaya çıkıyorsa, stratejiler de karşılıklı uyumun bir eseri olarak ortaya çıkar. Hatta bir adım daha ileri gidelim ve stratejiler arasındaki karşılıklı uyumun daima mümkün olduğunu söyleyelim... 
Bunu bilim söylüyor. Peki neden? Çünkü stratejiler arasındaki uyum, stratejilerin karşılıklı dengede olması demektir. Bir oyuncu stratejisini değiştirdiği an, oyunun mevcut dengesini de bozmuş ve koşulları değiştirmiş olur. Bu durumda diğer oyuncu da stratejisini gözden geçirir, gerekiyorsa değiştirir. Stratejilerin güncellenmesi sonucu oyun yeni bir dengeye oturur (s.36).

www.motorstown.com
Otomotiv sektöründen bir örnek verecek olursak. Biliyorsunuz Ford'un T model otomobilleri, otomobillerin zenginlerin oyuncağı olmaktan çıkıp kitlelerin ulaşım aracı haline gelmesini sağladığı için tarihe damgasını vuran, Henry Ford'un Amerikan nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturan orta sınıf çiftçi aileler için ürettiği dayanıklı, makul fiyatlı otomobillerdir. Geliştirildiği 1908 yılından 1927'ye kadar 15 milyondan fazla satan bu araçların bir kusuru varsa o da müşteri tercihlerinden uzak olmasıydı. Henry Ford'un şu meşhur sözünü çoğunuz duymuşsunuzdur:


Müşteri istediği herhangi bir arabayı ve rengi satın alabilir. Tabii ki bu siyah bir T model olduğu sürece.
Ford bu ısrarcı ve "para peşin" bakış açısıyla devam ederken, GM (General Motors) ise Chevrolet, Olds, Oakland, Buick ve Cadillac modellerine yoğunlaşarak ucuzdan pahalıya kadar otomobil pazarının tamamını kucaklayabilecek şekilde bir dizi düzenlemeye gitti ve müşteri taleplerini dikkate alan bir strateji izledi. Hatta her yıl yeni model çıkarmak da GM'in başlattığı bir uygulama oldu. GM aynı zamanda Ford'un tam aksine, arabada taksitli satış uygulamasını da başlatan oyuncu oldu. 

Ford ne yaptı? Önce Lincoln'ü satın alıp GM'nin Cadillac'ına rakip oldu. Birkaç yıl sonra T modelinin montaj hattını kapattı ve daha sonra müşteri taleplerine uygun olarak eklediği özelliklerle donattığı Model A otomobilleri piyasaya çıkardı ve bunu taksitle satabilmek için de bir kredi şirketi kurdu. BU sayede 1927 - 1931 yılları arasında Model A'nın satışları 5 milyon adedi geçti.

Ford ve GM örneğinde gördüğümüz üzere, strateji oyunlarında koşullardan stratejilere, bu stratejilerden tekrar koşullara akan ve dengelerin sürekli yenilendiği dinamik bir süreç var. (s.52).

Dengeler önemlidir ve siz de strateji oyunlarının mutlaka bir dengeye oturacağından emin olabilirsiniz.

Stratejik kararlarda inandırıcılık

Stratejik kararlarda inandırıcılık neye bağlıdır diye sorarsanız kitabımız bunu "tehditler" olarak cevaplar. Peki tehditlerin ya da stratejik kararlar çerçevesinde sarfedilen bazı sözlerin ciddiye alınıp alınmayacağını nasıl anlayacağız? Kitap şahane bir Yeşilçam filmi örneği ile bize özetliyor: Hatırlarsanız Ziya (Şener Şen) Kazım Efendi'den (Münir Özkul) yeni bir iş fikri için para ister ve Kazım Efendi çok net bir şekilde bunu reddeder. Bu noktada Ziya, Kazım Efendi'yi "Bak giderim ve bir daha da gelmem" diyerek tehdit eder fakat Kazım Efendi geri adım atmaz ve Ziya'yı kovar.

Ev ödevi: Neşeli Günler'deki boşanma olayında stratejik kararları bulunuz.
Belli ki Kazım Efendi Ziya'nın tehdidini ciddiye almıyor çünkü Ziya'nın eninde sonunda eve döneceğini biliyor. Peki bu riski almasının sebebi ne? Kitabımız buna da bilimsel bir açıklamayla geliyor:
Eğer bir sözü yerine getirmek, söz veren kişinin çıkarına ise bu söze güvenebilirsiniz; bu sözü ciddiye alabilirsiniz. Aksine sözü yerine getirmek söz veren kişinin çıkarına değil ise bu söze güvenmemek akıllıca olur. (s.128)
Yani kısaca Kazım Efendi, Ziya'nın verdiği sözü tutmanın kendi çıkarlarına uygun olmadığını bildiği için geri geleceğini de biliyordu.

Gemileri yakmak deyiminin nereden geldiğini hiç düşündünüz mü?

Anlamı gayet açık, ama açıkçası hikayesini hiç düşünmemiştim. Meğer Cebelitarık boğazına ismini veren komutan Tarık Bin Ziyad, MS 711 yılında İspanya'nın Endülüs kıyılarına ulaştığı zaman kendilerini taşıyan gemilerin yakılmasını emretmiş. Amacı, askerlerin dönüş olmadığını bilmeleri ve bu sebeple kendilerinden daha büyük olan ordu ile zafer için savaşmalarını sağlamakmış. Yani amaç bu stratejik kararla birlikte askerlerin, zafer sözünün (ya da tehdidinin de diyebiliriz) kendi çıkarlarına olduğunu anlamaları... 

www.wikipedia.org
Evet, tehdit aldığımızda kendimizi hangi koşullara göre konumlandıracağımızı öğrendikten sonra sıra geldi kendimize çeki düzen vermeye: Sözlerimizi veya tehditlerimizi inandırıcı kılmak için biz nasıl bir tavır sergilemeliyiz?

Eee, söz verdiğim gibi ben seçtiğim iki bölümü anlattım. Artık bu sorunun cevabı ve çok daha fazlası için sizi kitaba buyur ediyorum :)

Strateji Oyunları, Dr. Hakan Karabacak.

Keyifli okumalar!

Irmak


Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden ile başla - Simon Sinek

Batna, Zopa ve Sonuç Alıcı Müzakere