Kayıtlar

Singapur'da ikinci gün: Singapore Sling, Bugis Street, Clarke Quay

Resim
Bugün ikinci gün!

Orchard Road üzerinde duraklar belirleyip güzel havadan yararlanmak için bol bol yürüyelim dedik. İlk hedefimiz, Raffles Hotel'e gidip meşhur Singapore Sling içkisini tatmak...

Ana caddenin hemen üzerinde Civic District Tree Trail ile karşılaştık. Burada, adım adım yolu takip edip değişik tür ağaçları tanıyabiliyorsunuz; hem de kaldırımda güneşin altından giderken bunaldığınızda iki adım ilerideki Trail'den gitmeyi tercih ederseniz tamamen yeşillikler ve ağaç gölgeleri içinde yürüyüp mis gibi havanın tadını çıkarabiliyorsunuz.
Singapore Sling Otelden çıkıp değişik sokaklara gire çıka yaklaşık bir saat kadar yürüdükten sonra City Hall'un hemen yakınındaki Raffles Hotel'e vardık. Normalde Singapore Sling'imizi Long Bar'da içmeyi planlıyorduk ancak restore edildiği için Bar & Billiards'ta içtik. Bu detayları neden veriyorum? Çünkü Singapore Sling, ilk olarak 1915 yılında burada Ngiam Tong Boon adlı bir bartender tarafından yapılmış ve bu t…

Singapur Gezi Yazılarım - 1.Gün

Resim
Herkese merhaba! 2. geleneksel yıldönümü paylaşımı için Singapur'a karar vermemiz tamamen tesadüf eseri oldu. Orası mı olsun, burası mı olsun derken Onur'un aklına Singapur geldi ve fazla da düşünmeden biletleri aldık. Singapur aşığı birkaç arkadaşın, biraz da internetteki yorumların yardımıyla otelin yerine karar verdik ve ilk gün yıldönümümüz olmak üzere, 4 gün kalmaya karar verdik.
Hatta her şey entegre olsun diye uçuş ve konaklamayı Emirates Holidays'ten aldık, üzerine bir de havaalanından otel transferi satın aldık.

2 maddede "Biz yaptık, siz yapmayın": 1- Otelin yerine bakın, eğer metroya yakınsa taksi ile ya da havaalanı transferi ile hiç uğraşmayın. Singapur'a indiğiniz gibi şehri keşfetmeye başlamak için havaalanından direkt metro ile otelinize gidin. 2- Singapur küçücük bir yer, 4 gün rahat rahat yeter derseniz dördüncü gün boynunuz bükük ayrılırsınız. Bence kendinize rahat bir 5-6 gün verin.
Devam... Öncelikle, Singapur'da farkettiğiniz ilk 3 şe…

Yabancılar Tanıştığında...

Resim
Size daha dün başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum: Dün, eşimle birlikte, bir gün önce internetten kanepemizi sattığımız ve hiç tanımadığımız bir aileyi, elimizde dumanı tüten bir kekle ziyarete gittik.

Bantı biraz geri saracak olursak:
>> 72 saat önce, online satış portalından, adını bile bilmediğim bir kişi ile kanepenin fiyatı ile ilgili çok kısa bir konuşma yaptık ve ertesi gün kanepeye bakmak üzere eve gelmeleri konusunda anlaştık.
>> 48 saat önce ben dışarıdayken, saati netleştirmek için yaptığımız görüşmeyi WhatsApp'a taşıdık. Bu arada alıcının isminin Adria olduğunu ve küçük bir kızı olduğunu öğrendim.
>> 46 saat önce eşim aradı, gelen ailenin kanepeye bayıldığını ve kanepeyi hemen aldığını söyledi, ve şöyle de bir not düştü: "Çok tatlı bir Yunan çiftti, görsen bayılırdın. Adria ile dekorasyon zevkleriniz aynı. Hatta televizyon ünitelerimiz bile aynıymış."


Bunun üzerine ben, nedenini bilmediğim bir şekilde Adria'ya şöyle bir mesaj gö…

Kaynayan Nehir

Resim
Bu hikayede Şamanlar var... Bu hikayede bir efsane var... Bu hikayede yüzlerce yıl sır gibi saklanmış doğa mucizesinin muhteşem gerçekliğe kavuşması var.

Andres Ruzo, tezi için Peru'nun ilk ayrıntılı jeotermal haritasını çıkarmayı amaçlayan 24 yaşında bir doktora öğrencisi. Peru, Nikaragua ve ABD'de yetişmiş biri olarak, küçüklüğünde dedesinden duyduğu Amazon'daki "Kaynayan Nehir" efsanesine bu yaşında artık bilimsel bir gözle bakıyor ve bunu keşfetmeye karar veriyor. Kaynayan nehir mi? Evet; dedesinin anlattığına göre Amazon'un derinlerinde, altında ateş yanıyormuş gibi kaynayan bir nehir...

Tahmin edeceğiniz gibi, işler çok kolay gitmiyor. Bir kere Kaynayan Nehir hakkında söylentiden, efsaneden öteye geçebilecek bilimsel veri yok.  Sonra, bilim insanları bile böyle bir oluşumun imkansızlığından bahsedip konuyu kapatıyorlar. Hatta bir keresinde bir arkeolog Andres'in bir efsaneye bu kadar kafayı takmış olmasına şaşırıp onunla dalga bile geçiyor.

Peki kay…

Nesnelerin İnterneti: Ütopya mı distopya mı?

Resim
3D yazıcılar ile ihtiyaç sahibi hastalar için kulak geliştirilen bir dönemdeyiz.  Drone'ların doğal afetlerde cankurtaranlara yol gösterdiği bir dönemdeyiz.  Robot arıların, bal arılarının sayılarının azaldığı yerde tozlaşma işlemini yapabilmesi için görevlendirildiği bir dönemdeyiz.  Bileğimizdeki Fitbit'in buluta aktardığı veri sayesinde egzersiz ve sağlıkla ilgili istatistiklerimizi anbean takip edebildiğimiz bir dönemdeyiz.  Çantamızda bir adet kitap taşıyabilirken, e-kitap sayesinde yüzlerce kitapla gezinebildiğimiz bir dönem bu.  Yollarda arabaların insansız hareket etmeye başladığı; bir zaman sonra otonom araçların, %70-80'i insan hatasından kaynaklanan kazaları neredeyse tamamen ortadan kaldıracağı bir dönem...
Teknoloji bizim için burada. Hayatı kolaylaştırıyor. Daha da kolaylaştırmaya devam edecek.


Nesnelerin interneti (Internet of Things) sayesinde artık insanlar ve makineler birbirine gitgide daha bağlı hale geliyor. Etrafımızdaki her eşya bu internet bağlantısı ile…

Büyük Teknolojik Dönüşüm

Resim
Şu ana kadar karşıma çıkan en ilginç kitaplardan birini okudum ve sıcağı sıcağına paylaşmak istiyorum. Ama önce bir soru: Teknoloji ile ne kadar içli dışlısınız? Açık söylemek gerekirse ben başlarda iPhone'u uzun süre reddetmiş, telefona gelen her yeni güncellemede mümkün olan en son ana kadar bekleyen, iCloud'a uzun süre tepkili kalan ve robot dendiğinde tüyleri ürperen bir insanım. Yani teknoloji benim için, yeniliklerine hep sonradan adapte olduğum bir alan.



Ve bu kitap tamamen teknoloji ile ilgili. Kitabı okurken Kevin Kelly'nin enerjisi sizi de sarıyor; kendisini hiç görmemiş olsanız bile kendinizi 60 yaşında bir adam karşınıza oturmuş size gelecekte teknolojinin getireceklerini umutlu ve heyecanlı heyecanlı anlatırken buluyorsunuz. Kelly, "The Inevitable" kitabında, önümüzdeki 30 yılda hayatımızı değiştirecek, daha doğrusu transformasyona uğratacak 12 teknolojik mecburiyet ile ilgili rehberlik yapıyor. Yeni bir dünya oluşurken hayat nereye gidiyor, nerede …