Tayland - Phuket Gezi Yazilarim ve Tavsiyelerim: 2. Gün

Günaydınlar!

Bugün Phuket'teki ikinci günümüz!

Sabah 7:30'da lobide hazır ve nazır beklemeye başladık ama tabii ki tur aracı rötarlı geldi. Aslında zaten 7:45-8:00 yazmışlar kağıtta ama Onur iddia etti 7:30 diye, o yüzden güzel uykumuzun 15 dakikasından feragat etmiş bulunduk. Neyse, zaten rötar beklediğimiz bir şeydi, dolayısıyla takılmadık. 

Daha önce söylediğim gibi, gezilere Phuket Tour (Phuket PH) ile gittik ve genel olarak memnun kaldık. Zaten hizmet iyi, e adalar zaten harika; hava muhteşem, geriye çok problem olacak bir şey kalmıyor ki :)
Khai Nai bu, şakası yok.

Neyse, bugünkü rotamız Khai adaları: Khai Nui, Khai Nai ve Khai Nok. Tur aracı bizi saat 8:10'da aldı, birkaç otele uğrayıp başka gezginleri de aldık ve Pier'e (ana iskele) doğru yola koyulduk. Yaklaşık bir saat sonra Pier'e vardık. Yarım saat süren bir motor yolculuğundan sonra Khai Nai'ye vardık. Yolculuktan önce bizlere deniz tutması ihtimaline karşılık bulantı ilaçlarından verdiler ama ihtiyacımız olmadı. Khai Nai'de yumuşacık, incecik kumlu plajda bir saat kadar vakit geçirdik; yüzdük, snorkeling yaptık. Çok güzel balıklar var ve su muhteşem. 

Khai Nai'den sonra Khai Nui'ye gittik. Burası ufacık bir adacık. Burada karaya bile çıkmadık, direkt denize atladık. Burası minimum 4 metre derin ve suyun altı gerçekten inanılmazdı. Koskocaman deniz kestaneleri, mercanlar ve onlarca farklı balık ve bitki... Güzel bir deneyimdi. Özellikle su geçirmez telefon case'im sayesinde harika fotoğraflar ve videolar çektim.

Şu kısacık notu da düşeyim bilgi vermiş olayım: Adalara uğradığınız zaman 2 adet şezlongtan bozma sandalyeye 150 Baht istiyorlar. Bu noktada artık Türk kafasından çıkıp 150 Baht'ın aslında sadece 12 lira olduğunu filan düşünmüyorsunuz, aksine artık Baht cinsinden düşünmeye alışıyorsunuz ve hemen "Bunlar bizi mi kazıklayacak yaa?" diye isyan ediyorsunuz :D
Yani deniz kenarında şezlong+semsiye olsa hiç düşünmeden vereceğiz, ancak izbe ve cazibesi olmayan bir yerde iç kesimde bu sandalyeleri "satmaya" çalışmalarını oldukça saçma bulduk ve kullanmadık. O paraya ne coconutlar ne mangolar yer-içersiniz mmmhhhh :D


Neyse, son kaldığımız adada 4 saate yakın vakit geçirdik. Bu turda öğle yemeği ile meyve ikramı da tura dahildi ancak yemekleri yiyemedik- yemekler beklediğimizden de kötüydü :(
Biz de közde mısır, mango ve coconut'la doyurduk karnımızı. Oh, canımıza minnet :D
Khai Nok'ta güneşe, billur gibi suya ve bembeyaz kumlara doyduk, saatlerce adanın bir şu tarafında bir bu tarafında kumlarda karaya vurmuş foklar gibi döndük durduk.



Bu arada gerçekten merak ettiğim bir şey varsa o da şu:  "peak season" yani turizm sezonu bu değilse peak season nasıl oluyor biri bana anlatabilir mi? Özellikle uzun kaldığımız bu son adaya vardığımızda başta bizimkinden başka sadece birkaç tekne ile adamız dingin ve huzurluyken birkaç saat icinde öyle bir istilaya uğradı ki, kalabalıktan ve teknelerden yüzecek yer kalmadı. 

Böyle böyle saati 16:30 ettik ve tekneye atlayıp Pier'e döndük. Yola çıkmadan önce fotoğrafımızı çekmişlerdi; Khai'den güzel minik kareler ile resmin etrafına dijital çerçeve de yapmışlar, bu güzel sunumla resmimizi direkt aldık. (150 Baht; artık TL'ye çevirmiyorum her şeyin sonunda 150 Baht diyorum :D)



Gelelim akşama: Canim çok Thai yemeği istiyordu ama Onur Hard Rock Cafe'ye gitmek istediği icin onun heveslendiği programı uygulamaya karar verdik. Fakat Hard Rock'in tam bitişiğinde Hooters'ı görünce benim Amerika anılarım depreşti ve karar değiştirerek oraya gittik. Koca bir hamburgeri devirdik ama Onur memnun kalmadı :) Böylece ben Tay yemeklerinden, o da Hard Rock'tan mahrum kalmış oldu; yitip giden akşam yemeklerimizin arkasından öylece bakakaldık :) 

  

Bu arada bizim konakladığımız Gig otel Patong plajına yürüme 10 dakika, Bangla Walking Street'e 5 dakika; Thawewong'daki restoranlara da 15 dakika mesafede olduğu icin canımız nereye isterse hop diye gidebiliyoruz. Diğer türlü de scooter kiralayabilirsiniz tabii, ama şehri -en azından bir kısmını- yürüyerek keşfetmek çok ayrı bir keyif.

Dönüşte yine aynı tur şirketine uğradık ve ertesi günün planını yaptık: Bu kez deniz ve ada değil; maymun, fil, atv ve rafting içeren bir yeşil doğa planı yaptık. 

Geri dönüş yolunda da hani şu iki adımda bir pingpong show satmaya çalışan kisilerden biri bizi "5 dakika girin, sonra istemezseniz çıkarsınız" diye ikna etti ve biz adamın peşine takılıp tırıs tırıs yürümeye başladık. Dışarıda pole dance yapan kızların olduğu bir bara girdik, gereksiz bir şekilde içeri doğru uzayan, yürü yürü bitmeyen bir bardı, bitmeyen yolun sonunda ise kapalı bir kapıdan girip merdivenleri inmeye başladık. Önümüze çıkan kapı bilinmezliklerle dolu bir hayata açılacaktı... 

Uzatmayayım, ben yaklaşık 45. saniyeden (dakika değil ha saniye) sonra o kapıyı geri dönüş için açmıştım bile :) Bu arada meraklısına söyleyeyim, erkek çoğunlukta ("e herhalde" dediğinizi duydum) olmasına rağmen kadınların sayısı da azımsanacak gibi değildi. Baya fazla sayıda çiftler vardı. Bu aşırı turistik, aşırı "Thailand" bir aktivite ama ben kalamadım n'apiyim :) Hatta ilk başta cahil cahil Onur'a "Ben otele döneyim sen git gör" diyordum ama o 45 saniyeden sonra bunun hiç ama hiç ama hiç doğru olmayacağını gördüm. Mazallah. Face with tears of joy 

Bu gece de böyle bitiyor derken otelde son anda havuza girmek istedik. Otelin roof'undaki infinity pool'dan bahsetmiştim; oraya gittik öyle güzeldi ki... Tiger'in ışıklarını, Bangla Road'in müziklerini hissederek havuzda manzaraya doyduk, yürüdüğümüz yolları, mesafeleri keşfettik, "Phuket sen mi büyüksün biz mi?" diye Türk filmi tribine girdik :) O tatlı esintide hava öyle huzurluydu ki...

Ama ertesi gün yine sabahın köründe kalkacağız diye (ben işe gitmek icin bile 7'de kalkmıyorum yaa) tatlı huzurumuzu kısa kesip "Hadi, yatalım aşağı!" şeklinde çok net bir davranış sergilememiz gerekti. Ve galiba kafalar yastığa dokunduğu an horlamaya başlamıştık bile :)

Bakalım yarın nasıl olacak?


Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden ile başla - Simon Sinek

Batna, Zopa ve Sonuç Alıcı Müzakere