Su'dan Cola'ya

Bir önceki yazımda kişisel başarı öyküsünü ve deneyimleri anlatan "Karar Verdim" kitabını tanıtmıştım, şimdi de yıllarca Coca Cola içecek'te genel müdürlük yapmış Faik Byrns'in kitabını tanıtacağım.

Faik Byrns'in daha önce gazetelerde de haber olmuş çok sıradışı bir hikayesi var: İzmir'de başlayıp Amerika'da devam eden bir hayat, Deniz Kuvvetleri'nde geçen yıllar ve en sonunda yine Türkiye'ye dönüş ve Coca Cola macerası...



Kitap ne anlatıyor?
"Su'dan Cola'ya" isminin hikayesi, yazarın çocukluğunda aile ekonomisine destek olmak için su satmasıyla başlayan yolculuğunun, dünya devi Coca Cola'nın Genel müdürlüğü noktasına varmasından geliyor.



Görev Başlıyor
"Türkiye'ye döndüğüm ilk günler ve aylarda şirketin durumu tam anlamıyla felaketti. İnanılmaz kaos vardı...Şirkette doğru düzgün muhasebe ve finans sistemi, iç denetim mekanizması yoktu... 1994 Nisan'ında beklenmedik bir finansal kriz Türkiye'yi vurduğunda... ülkedeki diğer firma yöneticileri gibi Coca-Cola'daki biz yöneticiler de panik halindeydik..." (s. 37-38)

Bu zor şartlara, ne yaptığını bilmeyen bir satış ekibi, yönetilmesi çok güç bir yönetici ve krallıklarını ilan etmiş satış kanalları da eklenince tablo daha da karamsar hale geliyor. Fakat bu kitap bir başarı öyküsü kitabı; burada pes etmek, yılmak yok. Azmetmek, sabırla çalışmak ve kuralları koymak var.

Kitapta, iş hayatı için pek çok açıdan ders alınması gereken deyişler var. Ben burada bazı alıntılar yapacağım:

Sen sus, rakamlar konuşsun:
"...Rakamların laf salatalarından ve sunumlardan daha çok şey anlattığını bilirim. Rakamlar objektiftir, soğuktur ve bahane uydurmaz. Rakamlardan nerede hatalar yapıldığını, verimsizliklerin nereden kaynaklandıklarını, iç kontrollerin ne aşamada olduklarını anlamaya çalışırım." (s. 59)


Herkesin kaçınması gereken insan tipi:
"Her sistemde "Ben size demiştim." demek için en olumsuz senaryoları yazan birileri mutlaka vardır. Bu kişiler, tahminleri tuttuğu zaman ne kadar öngörülü olduklarını sisteme kabul ettirmeye çalışırlar. Beklenmedik başarı elde edilirse de zaten herkes başarıya odaklanmış olacağı için başta yazdıkları olumsuz senaryolar unutulur. Bu senaristlerin yarattığı olumsuz düşünceler sistemin risk almasını önlüyor ve belki de birçok fırsatın kaçırılmasına neden oluyordu." (s.60)

"Verdiğin kararların sonuçlarından emin olmasan da kararlarına yüzde yüz güvendiğini  vurgulamak zorundasın. Harekete geçmelisin."

Allah kimseyi mikro yöneticinin eline düşürmesin:
"Mikro yönetim denilen, çalışanlarına neyi, nasıl yapacağını söyleyen ve elemanlarının işlerine en küçük konuda bile burnuna sokan yönetim mantığına hiç alışamadım. Patronlarım... bana hedef versin ve verilen hedefe karşı sorumlu tutsun bunu anlayışla karşılarım ama bana verdiği hedefe ulaşmamda atacağım her adımda talimatlar yağdırmasın." (s. 127)

(Mikro yönetim sorunu, her iş alanında her kişinin gördüğü, yaşadığı veya yaşattığı bir sorundur. Mikro yönetim ile ilgili daha fazla bilgi almak istiyorsanız şu faydalı linki öneririm)



(Görsel kaynağı: www.mcanatar.blogspot.com)
Pareto Kuralı (evet, burada da karşımıza çıktı)

Pareto kuralını en yalın haliyle "Girdilerin %20'lik önemli bölümü, çıktıların %80'ine etki eder" olarak özetleyebilirim. 1900'lü yıllarda İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto'nun; İtalya topraklarının %80'ine, halkın %20'sinin sahip olduğunu tespit etmesiyle ortaya atılan bu kural, günümüzde de yaygın olarak kendini kanıtlamaktadır. Byrns ise Pareto kuralı ile ilgili şunları söylüyor: Bana göre Pareto kuralını hayatımızın bir parçası olarak kabul edersek akıllıca bir adım atmış oluruz. Sizi temin ederim ki yaşamınız boyunca bu kuralla defalarca karşı karşıya kalacaksınız. Bu nedenle 80/20 kuralını iyi anlayalım ve hayattaki önceliklerimizi belirlemekte geç kalmayalım. (s. 152)

Pyrrhus Zaferi
Eski Yunan kralı Pyrrhus, Roma'yı yenmeyi çok ister ve bunu başarır. Ancak zaferinin bedeli olarak çok fazla asker kaybetmiş, ordusu güçsüz düşmüştür. En sonunda "Tanrım, bana bir daha böyle bir zafer ihsan etme" demiştir, sonra da Sicilya'da halk tarafından taşlanarak öldürülmüştür.



Faik Byrns konuyla ilgili olarak diyor ki "Hepimiz hayatta şunu hatırlamalıyız, çözümü ve çareyi daima parada bulan kişiler genelde hayatlarında boş zaferlere imza atarlar. Zafer olarak gördükleri şeyin esasen hezimet olduğunu algılamakta zorluk çekerler. İster iş yerinde, isterse şahsi hayatımızda verdiğimiz kararlarda, yarattığımız çözümlerde parayı daima son çare olarak görürsek işte o zaman bize pahalıya mal olabilecek zaferlerden mümkün mertebe uzak durmuş oluruz."(s. 207)

Askeri yönetim
Kitapta yer yer karşılaştığım "sakal traşı olmadığı için işten attım, kasabada 3 aylık geçici görevi kabul etmediği için işine son verdim, toplantıda telefonu çalanlara 20 lira ceza uygulaması başlattım" gibi günümüzün iş dünyasına pek uymadığını düşündüğüm uygulamaları saymazsak (ki bunları da o günün şartlarına göre değerlendirmeden yargılamak doğru değil), bu kitapta hem yeni şeyler öğrendim, hem de bildiklerimi parlatma şansı yakaladım.

Son söz
Son 5 yıldır ağzına bir damla kola (ne Coca Cola, ne Pepsi, ne Le Cola :) koymamış biri olarak bu kitabın Coca-Cola kırmızısı kapağının bile beni aldatamadığını da ayrıca gururla bildiririm :))

Fazla söze gerek yok :))


Keyifli okumalar.

Irmak

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden ile başla - Simon Sinek

Batna, Zopa ve Sonuç Alıcı Müzakere