Ben "Karar Verdim", ya siz?

Herkese merhaba,

Bu kitabı aylar önce aldım ve tesadüf eseri, tam da kendim için önemli bir karar vermenin arifesinde okumaya fırsat bulabildim.

Bu kitabı aylar önce aldım ve tesadüf eseri, tam da kendim için önemli bir karar almanın arifesinde okumaya fırsat bulabildim.



Bu iki cümle arasındaki farka dikkat ettiniz mi? Kitabımız, kendi tarafımıza kattığımız değerleri anlatarak kararlılığımızın altını çizen eylemlerde bulunduğumuzda 'karar aldığımızı'; seçim yapmak zorunda kaldığımız, vazgeçtiklerimizden rahatsızlık duyduğumuz zamanlarda ise 'karar verdiğimizi' söylüyor.
Her seçiş, bir kaybediştir... Karar vermek için bir şeyleri seçerken diğer şeyleri kesip atmak, gerekiyor; kesip atmaksa zor ve acılıdır. Tüm kararsızlıklarımızın, tereddütlerimizin özünde yatan temel sıkıntı da budur. (s. 17)
Evet, iktisat dersinden Opportunity Cost'u hatırlayanlar el kaldırsın. Sonuçta yaptığımız seçimlerle bir şeyler alıyor, başka şeylerden vazgeçiyoruz. Karar, bu yüzden zordur (s.17)

Nedir bu kitap? 
Karar Verdim, hem Unilever'de hem Turkcell'de uzun yıllar çeşitli rollerde görev almış olan Lale Saral Develioğlu'nun deneyimleriyle zenginleştirdiği, kararlarımızı nelerin etkilediğini ve nasıl karar verdiğimizi bize bir balon yolculuğunun adımlarıyla gösteren bir kitap.

Ben de şimdi her zaman yaptığım gibi oradan oraya atlayarak kitapta en ilgi çekici bulduğum kısımları aktaracağım.

Kararlarımızı neler etkiliyor?

  • Değerler,
  • Duygular,
  • Algı,
  • Tecrübe,
  • Ortam.
Tahmin edebileceğiniz gibi duygular karar almada en önemli ve hızlandırıcı etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Yapılan bir araştırma ile üzüntü halinin insanların daha hızlı karar almalarına sebep olduğu saptanmış. Yani üzüntülerimizden kurtulmak için daha sabırsız olduğumuz için karar süreçlerimiz de kısalıyor. Aynı şekilde mutlu zamanlarımızda da -biraz gereksiz iyimserlik ve özgüvenle- yine üzerinde yeterince düşünülmemiş kararlar verebiliyoruz.

Tecrübelerimiz de karar sürecimizi kolaylaştırıp bize fazlasıyla destek olan etkenlerin arasında liste başında. Tecrübelerimiz, başarılı bir şekilde damıtabildiğimizde artık "sezgi" adını alır ve bize kararlar verirken ve alırken tanımlayamadığımız şekilde doğru aksiyonu aldırır. Malcolm Gladwell'in "Blink" kitabında sezgi ile verilen kararların ne kadar şaşırtıcı şekilde isabetli olduğunu daha detaylı (bir kitap uzunluğunda detaydan bahsediyorum :)) görebilirsiniz. Tecrübenin dibe çöken tortularını ise "önyargılar" olarak tanımlıyor Develioğlu (s. 76). Önyargılara dikkat; karar verirken bizi aşağı çekebilir ve güçlü sezgilerimiz oluşmasını engelleyebilir.

Yok olan alternatifler mi?
Alternatiflerimiz, karar vermemizde önemli rol oynar. Elimizdeki seçeneklere bakarız, onları karşılaştırırız ve hangisinin daha iyi olduğuna karar verip seçimimizi yaparız. Ama aslında dışarıda elimizdekiler haricinde bir çok seçenek var ve biz fazla odaklandığımız için bazen dışarıdakileri de elde edip "elimizdeki" seçeneklerimizi artırmayı düşünemiyoruz.  Develioğlu "Seçeneklerinizi genişletmeyi bilmelisiniz" (s.125) diyor. Bu nedenle, alternatifleri çoğaltmak için Yok olan seçenekler testi devreye giriyor. Açıklaması da şu: İnsanlar, alternatif üretmeleri gerektiğinde eldeki alternatifi çok az modifiye ederek bir alternatif üretiyorlar; halbuki bu ilk alternatifin tamamen "yok olduğu", kullanılamayacağı söylenince insanlar sıfırdan, özgün alternatifler üretebiliyorlar. (s. 125) Bununla iş hayatında çok sık karşılaştım, eminim siz de görmüşsünüzdür ya da "bir arkadaşınızın" başına gelmiştir. Yalnız iş hayatında değil, günlük hayatımızda da alternatifler yaratırken ve değerlendirirken "yok olan seçenekler"in aklımızda olması gerekiyor.

"Bu gece üstüne yatalım"
Gece üstüne yatmak dedikleri şeyin de babaannelerden kalma bir inanış olmadığını bu kitap sayesinde öğrenmiş bulunuyorum. Gerçekten "gece üstüne yatmak" varmış ve kararlarımızın için bir gece vermek daha sağlıklı ve berrak karar vermemize yardımcı oluyormuş. Aklına bir fikir geldi mi onunla ilgili aksiyon almadan duramayan sabırsızlara duyurulur. Ah, bu arada Morcheeba - Sleep on It de benden size hediye olsun:
Hold on, let me sleep on it tonight
Decide in the morning light
Hold on, let me sleep on it tonight
I know it's gonna be alright. 

Altını çizdiğim cümleler
Evet, kitapla ilgili vereceğim spoiler'lar bu kadar. Şimdi son olarak bir de çok beğendiğim ve altını çizdiğim cümleleri paylaşmak istiyorum. Hafızaya kazınası...

  1. Seçmek vazgeçebilmektir... (s.139)
  2. ...Uzun vadede, geriye dönüp baktığınızda keşke yapsaydım dediğiniz şeylerin kararlarını o günkü kısa vadeli endişelerle almadığınızı fark edebilirsiniz. Almadığınız kararlardan uzun vadede daha pişman olabileceğinizi hatırlayarak, ileriye dönük kararlarınızda daha cesur olmaya çalışın. (s.42)
  3. Karar verebilmek, disiplinli bir süreçten geçtikten sonra sezgilerinize güvenme cesaretidir. (s.135)
  4. ... Zor kararlarınızda size yardımcı olması için önceliklerinizi düşünün, kararın sonucunda "ne olmak" istediğinizi değil, "ne yapmak" istediğinizi hayal edin. Yeni ufuklar için bulunduğunuz yeri geride bırakarak kendinizi seçtiğiniz yola adamaya hazır olun (s.141)
Bu kitaba neden bayıldım? (Bu kez gerçekten bitiriyorum, söz)
Evet, bu yazıyı çok uzattığımın farkındayım ama bu kitapta -yukarıda uzun uzadıya anlattığım kısımlar haricinde- beni çeken noktaları da yazayım bitiriyorum; bakayım sizin de ilginizi çekiyor mu :)
Bir kere çeviri kitap okuyormuşum hissine kapıldım; zengin içerikli, çok fazla referansı olan bir kitap; ilgili yayınları da hemen edinip okumak istiyor insan. İçinde başta benim hayran olduğum Malcolm Gladwell, Dan Ariely, Martin Lindstrom gibi yazarlar olmak üzere pek çok araştırmadan, yazarlardan alıntılar ve örnekler var.

Bu arada, Develioğlu'nun Unilever ve Turkcell'den verdiği çarpıcı örnekler, özellikle marketing öğrencilerini ve FMCG ya da telekom sektöründe çalışmayı hedefleyen (ya da çalışmaya heveslenen) gençleri çıldırtacak. Öyle sanıyorum ki bu kitap 2009 senesinde yazılmış olsaydı kendisini satır satır ezberlemiştim bile :)

Kitabın sonuna geldiğinizde, kaynakça bölümünde sizi bir sürpriz bekliyor: QR kodlar! Ben bunu birkaç sene önce başka bir yazara öneri olarak iletmiştim (o da kitabında çok fazla ilgi çekici kaynak kullanmıştı, ve bunları teker teker Google'dan araştırmak yerine bir QR kodla bilgiye çok daha kolay ulaşılabileceğini düşünmüştüm), o zamanlar böyle bir uygulama görmemiştim, ama şimdi bu kitapta QR kodları görünce gerçekten mutlu oldum; merak ettiğiniz kaynağa sıcağı sıcağına tak diye ulaşabilmek şahane bir deneyim araştırmacı ruhlar için :)

Karar Verdim, MediaCat, 2015. Herkese iyi okumalar, keyifli not almalar, güzel alt çizmeler.

Irmak





Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden ile başla - Simon Sinek

Batna, Zopa ve Sonuç Alıcı Müzakere